etkin haber

68

HABER MERKEZİ

Alpu'da bilirkişi raporu da 'ÇED Raporu yetersiz' diyor

Geçtiğimiz günlerde tamamlanarak mahkemeye sunulan bilirkişi raporu da Alpu kömürlü termik santrali için ÇED raporundaki çok sayıdaki eksikliği ve yanlışlığı tespit ediyor.

- Cumartesi - 12 Ocak 2019 - 16:44
Alpu'da yapılmak istenen kömürlü termik santral için 6 Mart 2018'de "Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu" kararı verilmesinden sonra, bu kararın iptali için çok sayıda kişi ve kurum tarafından idari dava açılmıştı. TMMOB tarafından açılan dava kapsamında bilirkişi keşfi yapılmasına karar verilmiş, Yaşam Bellek Özgürlük'ten Ozan Devrim Yay'ın açtığı dava da dahil diğer tüm davalarda, bilirkişi raporu sunulana kadar bekletme kararı verilmişti.
 
28 Ağustos 2018 tarihinde yerinde tüm gün süren bir bilirkişi keşfi yapılmış, TMMOB davasının resmi tarafları dışındaki diğer davacılara söz hakkı tanınmamıştı.
 
Geçtiğimiz günlerde tamamlanarak mahkemeye sunulan bilirkişi raporu da ÇED raporundaki çok sayıdaki eksikliği ve yanlışlığı tespit ediyor. Yedi kişilik bilirkişi heyetinin raporundan bazı tespitler şunlar:
 
-Santral sahasının büyüklüğü dikkate alınarak söz konusu sahanın işletmecilik sonrası dönemde eski haline dönüştürülmesi ve madencilik sonrası mümkün olduğu ölçüde doğaya kazandırılması için Arazi (Doğa) Onarım Projesinin çok yönlü ve kapsamlı olarak uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanması ve sadece toprak koruma ve peyzaj projesi ile yetinilmesinin yeterli olamayacağı vurgulanmalıdır.
 
-Kamulaştırma işlemlerinde sınırlar kabaca belirlendiği için kamulaştırmadan artan alanlarda parsel parçalılığı ve tarımsal bütünlükte sorunlar ortaya çıkacaktır. Projenin inşa edilmesi ile alanda halen kısmen bozulmuş olan tarımsal bütünlüğün iki mahallede daha da bozulacağı açıktır (Bilirkişi raporunun bu bölümünde "konunun kamu yaran ve toplum yararı yönlerinden ele alınmasına gereksinim olduğu açıktır" gibi öznel bir yoruma yer verilse de sorun net olarak tespit edilmiştir.
 
-Sit alanlarının korunmasında dava konusu projenin olumlu veya olumsuz etkisi olacağı üzerinde geleceğe yönelik fikir yürütmek oldukça güçtür. Bilirkişilere teslim edilen evraklar arasında, yukarıda bahsi geçen arkeolojik sit alanlarında yapılan arkeolojik bilimsel çalışmalara ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır ve arkeolojik sit alanlarını sınırlarının tespiti için ek çalışmalara ihtiyaç vardır.
 
-Dava konusu proje için seçilen bölge yöre ortalamasının üzerinde kuru ve sulu bitkisel üretimin yapıldığı tarım arazilerinde yer almakta olup, bu arazilerde gerçekleştirilecek olan kömür çıkarma ve kömürün kullanıldığı termik santral projesinin birbirinden ayrı bir faaliyet olarak düşünülmesi mümkün değildir. Çevresel etkilerin değerlendirilmesinde "entegre proje" yaklaşımının kullanılmadığı görülmektedir. Özellikle kömür rezerv alanı ile termik santral arasındaki mesafe nedeniyle kömürün, isale kömür konveyör hattı ile tanışması söz konusu olacağından bu sistemin inşası, yine santral için gerekli soğutma suyunun getirileceği Gökçekaya Baraj Gölünden alınacak soğutma suyu için kurulması gereken isale hattı ve su deşarj hattı gibi birden fazla faaliyetin gerçekleşeceği bir alanda sadece termik santral işletim alanında ve kömür rezerv alanında yapılacak faaliyetlerin çevresel etkilerinin ele alınması yönetmelikler açısından doğru olsa bile bilimsel açıdan doğru bir yaklaşım olamaz.
 
-Kül depolama alanı için hiçbir hidrolojik çalışma yapılamadan ve yeraltı suyu hareketi ve kalitesi belirlenmeden karar verilmesi bilimsel açıdan yeterli değildir.
 
-Santralde kullanılacak kömürün çıkarılacağı alanın seçimi bilimsel ve teknik nedenlere dayandırılmamıştır. 49 yıllık projenin ilerleyen aşamalarında bu alandaki kömürün yetersiz olduğu anlaşılırsa diğer kömür rezerv alanlarının neden ve nasıl kullanılacağı açıklanmamıştır.
 
-Kül depolama sahası için yapılacak kazıdan çıkacak bitkisel toprağın kullanılacağı peyzaj çalışmalarına yönelik herhangi bir peyzaj onarım planı mevcut değildir.
 
-İşletme döneminde madenden çıkacak pasa malzemesinin geçici olarak nasıl ve nerede depolanacağı belirsizdir.
 
-Galeri ağızlarından çıkacak pasa malzemesinin analiz sonuçlan beklenirken çıkarılan pasanın nerede depolanacağı ilgili gerekli açıklamalar yapılmamıştır.
 
-Projeden kaynaklanacak atık miktarlarının hesaplanmasında entegre bir yaklaşım kullanılmadığı için oluşabilecek "kümülatif atık miktarları" tam olarak belirlenmemiştir.
 
-İşletme alanı, proje alanında yer alan kül depolama, hafriyat geçici depolama, tehlikeli atık depolama alanlarının belirlenmesinde yer altı suyu ve toprak kalitesi açısından kapsamlı bir araştırma yapılmadan karar verilmiştir.
 
-Bölgedeki toprak alanlarındaki mevcut kirlilik göz önüne alınmadan ve alanla ilgili kapsamlı hidrolojik çalışmalar yapılmadan söz konusu alanlarda bilimsel ve teknik açıdan uygun yöntemler kullanılsa bile proje kapsamında yapılacak tüm faaliyetler sonucunda çevresel kirlenmelerin önleneceği iddiası bilimsel ve gerçekçi değildir.
 
-Kömür rezerv alanı içinde, enerji üretim alanı için de yeraltı suyu karakterizasyonunu ortaya koyacak kapsamlı her hangi bir çalışma yapılmamıştır.
 
-Termik santralden kaynaklanacak olan atık ısı ile ilgili değerlendirmeler yapılmamıştır.
 
-Gökçekaya Hidroelektrik Santralinden temin edilmesi planlanan su için gerekli onay alınamazsa veya istenilen miktarda su temin edilemezse veya bilimsel ve teknik anlamda su temini ile sıkıntı yaşanırsa su kaynağı için alternatif bir değerlendirme yapılmamıştır.
 
-Gökçekaya Barajından suyun pompalama ile alınmasından kaynaklanacak elektrik tüketimi hesaplanmamış ve etki değerlendirmesine dahil edilmemiştir.
 
-ÇED raporundaki meteorolojik veriler gerçekçi değildir ve hatalıdır.
 
-Proje sahasında bulunan ve her an taşkın ve sele neden olabilecek kuru dere yataklarla ilgili yağış ve debi tekerrür analizleri yapılmamıştır.
 
-Küresel ısınma ve iklim değişiminin yaratacağı ek etkiler incelenmemiştir. Tesisin kendisinin yaratacağı ısınma etkisi ve iklime etkileri değerlendirilmemiştir.
 
-"Eskişehir'de enversiyon riski (hava kirliliğine neden olan özel meteorolojik koşullara) yoktur" iddiası gerçekçi değildir.
 
-Proje sahasında kalan orman alanlarının fonksiyonları ÇED raporunda eksik tanımlanarak orman alanları "verimsiz" olarak tanımlanmıştır ancak orman alanlarının tanımlı fonksiyonları doğru değerlendirildiğinde "verimsiz" tanımı doğru değildir.
 
-Planlanan termik santralin yapılması durumunda, başta üretime konu ormanlık alanlar olmak üzere toprak yapısı, yaban hayatı ve hidrolojisinde geri getirilemeyecek bozulmaların yaşanması kaçınılmazdır.
 
-ÇED Raporunda hava kalitesi modelleme çalışmasında, proje alanı içinde kalan orman varlığı için bir değerlendirme bulunmamaktadır.
 
-Flora çalışması (bölgede bulunan ve etkilenecek bitki türleri ile ilgili çalışma) teknik ve bilimsel olarak kabul edilemeyecek ölçüde yetersizdir.
 
-ÇED raporundaki fauna analizinde (bölgede yaşayan hayvan türleri), hayvanlar hareket halinde oldukları için başka alanlara giderek etkilerden uzak kalacakları iddia edilmiştir. Bu değerlendirme bilimsel olarak kabul edilemez.